Sinema ve Seyahat: İtalya

Seyahat arzumuzu tetikleyen en büyük etkenlerden biri de kuşkusuz dizi ve filmlerdir.  Hepimiz “Before Sunrise” izledikten sonra Avusturya’yı, “Midnight in Paris” den sonra Fransa’yı görüp gezmek istemişizdir. Seyahat ederken en çok keyif aldığım şeylerden biri gördüğüm yerlerin bana dizi film sahnelerini anımsatmasıydı. Bu sebepten dolayı yeni bir yazı dizisi başlatmaya karar verdim. Her hafta bir ülkede çekilen filmleri anlatarak en ucuz yolla gezi turu yapacağız. ;) Tabi ki, hiçbir şey canlısını görmek gibi değil ama filmlerle bir ülkeyi gezmenin de ayrı bir tadı olduğunu söyleyebilirim. Film kareleri ile kendi seyahatlerimde çektiğim fotoğrafları bir arada kullanarak sizlere sunmak istedim. Umarım bu filmleri izler, ülkelerin güzelliklerini bir de filmlerle keşfetmek istersiniz! :)

1. The Man From U.N.C.L.E. (Kod Adı U.N.C.L.E.)

Yönetmenliğini Guy Ritchie'nin üstlendiği film 1960’lı yıllardaki soğuk savaş döneminde geçiyor. The Man From U.N.C.L.E. Amerikan ajanı Napoleon Solo (Henry Cavill) ve Rus ajanı İlya Kuryakin (Armie Hammer)’in aksiyon dolu maceralarını konu ediyor. İkili güçlerini tüm dünyayı tehdit eden büyük bir suç örgütünü yok etmek için birleştirirler. Bu suç örgütünü çökertmeleri için bir Alman bilim insanının kızı olan Gabriella Teller’a ulaşıp onun yardımını almaları gerekmektedir. Filmin çekimlerinin çoğu Roma’da gerçekleştirilmiştir. Navona Meydanı’nı, Aziz Petrus Bazilikası’nı, İspanyol Merdivenleri’ni filmde görebilirsiniz. The Man From U.N.C.L.E. oyunculukları ve müzikleri ile benim çok sevdiğim bir film, tavsiye ederim :)

2. When in Rome (Aşk Çeşmesi)

Şöyle eğlenceli, keyifli, İtalya’da geçen bir film izlemek istiyorsanız bu film tam size göre! Mark Steven Johnson’ın yönetmenliğini üstlendiği film 2010 yılında vizyona girmiştir. Beth (Kristen Bell) bir yakınının düğünü için Roma’ya gider. Beth kendini aşktan yana şanssız görmektedir ve düğün sonrasında mutsuz ve depresif bir anında dilek çeşmesindeki tüm paraları çıkararak lanetlenir. Roma’da tanıştığı Nick (Josh Duhamel) ile yakınlaşan Beth lanetten dolayı Nick’in aşkından bir türlü emin olamaz. Bu romantik komedi tadındaki filmde Roma’nın önemli mekânlarını görebilirsiniz.

3. Eat Pray Love (Ye, Dua Et, Sev)

Hollywood’un gözde oyuncularından Julia Roberts ve Javier Bardem’in başrollerini paylaştığı, Ryan Murphy’in yönetmenliğini üstlendiği film, aslında bir kitaptan uyarlamadır. Filmin konusu, boşanma sonrasında dağılmış ve kendini yeniden bulma, keşfetme yolculuğuna çıkan Elizabeth Gilbert’in yaşadıklarını anlatmaktadır. Filmde sev kısmı İtalya’da, dua et kısmı Hindistan’da ve sev kısmı ise Bali’de geçmektedir. Hayat amacınızı kaybettiğiniz, depresyonda olduğunuzu hissettiğiniz zamanlarda size iyi gelecek çok güzel bir filmdir.

4. Under the Tuscan Sun (Kızgın Güneş)

Yönetmenliğini Audrey Wells’in üstlendiği 2003 yapımı romandan uyarlanan film bir yazar olan Frances Mayes’in boşandıktan sonra İtalya, Toscana’ya taşınıp kendine kurduğu yeni hayatını konu alır. Bu film hikayesi bakımından beni çok etkilemese de sonuçta zevkler tartışılmaz. :) Yine de Diana Lane’in performansı ve İtalya’nın güzelliklerini görmek için bile izlenmesi gerektiğini söyleyebilirim.

5. Summertime 1955

Yönetmenliğini David Lean’in yaptığı 1955 yapımı romantik - dram türündeki filmin başrolünü Katharine Hepburn ve Rossano Brazzi paylaşmaktadır. Filmdeki performansı Katharine Hepburn’a Oscar adaylığı getirmiştir. Venedik’e tatil için gelen Amerika’lı genç bir kadının İtalyan bir erkeğe aşık olmasını konu alan film, Venedik’in büyülü atmosferinde tatlı bir aşk hikayesini bizlere anlatıyor. Eğer nerede o eski filmlerin tadı diyorsanız bu filmi mutlaka izlemenizi öneririm.

6. To Rome with Love (Roma’ya Sevgilerle)

Ünlü yönetmen Woody Allen’ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin kadrosunda Alec Baldwin, Ornella Muti, Penolope Cruz, Jesse Eisenberg, Alisson Pill ve Roberto Benigni gibi sevilen isimler bulunmaktadır. To Rome with Love, Roma atmosferi eşliğinde bir grup Amerikan ve İtalyan’ın başlarından geçen romantik ve macera dolu anları aşina olduğumuz Woody Allen tarzı ile anlatıyor. Eğer Woody Allen filmlerini seviyorsanız bu filme de mutlaka şans verip izleyin derim.

7. The Tourist (Turist)

Yönetmenliğini Florian Henckel von Donnersmarck’ın üstlendiği 2010 yapımı gerilim-dram türündeki filmin başrollerini aşina olduğumuz iki yıldız isim olan Angelina Jolie ve Johnny Depp paylaşıyor. İtalya’ya giden Amerikalı bir turist olan Frank’in (Johnny Depp) etkileyici bir kadın olan Elise (Angelina Jolie) ile yollarının kesişmesinden sonra Venedik manzarası eşliğinde tehlikeli ve aksiyon dolu bir hikaye izliyoruz.

8. Roman Holiday (Roma Tatili)

Yönetmen koltuğunda William Wyler’i gördüğümüz 1953 yapımı romantik - komedi türündeki film siyah - beyaz olarak çekilmiştir. Audrey Hepburn ve  Gregory Peck’in başrollerini paylaştığı film, ayrıca Audrey Hepburn’a ilk başrol olarak aldığı Oscar’ını getirmiştir. Konusu yüzlerce filme ilham olan Roman Holiday, bir prensesin hayatından sıkılıp dünyayı keşfetmek için tek başına Roma’ya gitmesini konu alıyor. Roma’da tanıştığı Amerikalı bir gazeteci olan (Gregory Peck) ile birbirlerine aşık olmaları ile hikaye bambaşka yöne taşınır. Roma eşliğinde, muhteşem oyunculuklar ve Audrey Hepburn zarafeti ile bu film izlenmeye değer. Ayrıca bu filmin İstanbul Tatili isimli 1968 yapımı başrollerini Filiz Akın ve Kartal Tibet’in paylaştığı Türk versiyonu da vardır.

9. A Good Woman (Gizemli Kadın)

Yönetmenliğini Mike Barker’in üstlendiği Oscar Wilde'in Lady Windermere's Fan isimli oyunundan uyarlanan 2004 yapımı filmin başrolünde Scarlett Johansson,  Helen Hunt ve  Tom Wilkinson’ görüyoruz. İtalya’da geçen filmin konusu Mrs. Erlynne’in İtalya’ya gelip burada tanıştığı bir çift ile yaşadığı olaylar etrafında gelişir. Filmde Amalfi’nin muhteşem atmosferine şahit olabilirsiniz.

10. Life is Beautiful (Hayat Güzeldir)

Orijinal adı La Vita è Bella olan  Life is Beautiful yönetmenliğini ve aynı zamanda başrolünü Roberto Benigni’nin üstlendiği 1997 İtalyan yapımı dram türünde olan bir filmdir. 3 farklı dalda Oscar sahibi olan film için diğer yazdığım filmlere göre çok daha farklı bir konusu ve anlatımı olduğunu söyleyebilirim. Beni çok etkileyen ve mutlaka izlenmesi gereken filmlerden biri olduğunu düşündüğüm Life is Beautiful, 1930'ların İtalya'sında geçiyor. Neşeli bir kitapçı olan Guido (Roberto Benigni), varlıklı bir bir ailenin kızı olan Dora’ya (Nicoletta Braschi) aşık olur ve gizlice evlenirler. Giosué adında bir oğulları olmuştur. Alman güçlerinin İtalya’yı istila edip Yahudi toplama kampları oluşturmasıyla Guido ve ailesi Yahudi oldukları için zorla bu esir kampına götürülürler. Savaşın en çok çocuklara zarar verdiğini gösteren film bir babanın oğluna toplama kampındaki olayları anlatış biçimini ağlatırken bir tebessüm de oluşturmaktadır. Life is Beautiful, İkinci Dünya Savaşı’nın ve ırkçı politikaların insanlar üzerindeki baskıcı ve yıkıcı etkisini bizlere çok etkileyici bir şekilde göstermektedir.

Herkese İyi Seyirler!


*Film kareleri haricindeki tüm fotoğraflar şahsıma aittir.

Kaynak: 
http://www.imdb.com

             http://www.beyazperde.com

12-02-2018
Bilge Serenay Balcı

Dizi-Film Dünyası

Bilge Serenay Balcı

Sosyoloji Öğrencisi

Evdeyken dizi ve film izleyen, evde olmadığımda ise seyahat edip fotoğraf çeken doğayı ve hayvanları çok seven bir dünya vatandaşıyım.

bilge@medyacuvali.com