Anlamları Kaybeden Adam

Her olayın bir başlangıç noktası olduğu gibi, onun başına gelenler de sabahtan itibaren başladı.

Nedeni niçini tam olarak bilinmese de, gözlerini açmasıyla, anlamları yitireceği bir güne uyandı. Sadece bu satırlarda yer bulan, ama onun farkına varamadığı anlam kayıpları...

Yatağından kalkmaya çalışırken, parmağındaki yüzük üzerindeki örtüye takıldı. Örtüden kurtulduğunda ise, yüzüğüne boş gözlerle baktı.

Oysa, o an bir anlam veremediği bu halkayı, kendisi için büyük anlamlar ifade eden kadınla, yıllar önce özel bir günde takmışlardı.

Tüm eve yayılan kahve kokusuna rağmen, kahvaltının hazır olduğunu anlayamadı. Mutfağa gitmeyi ise, ancak karnının gurultusu arttığında akıl edebildi.

Televizyondaki programa şöyle bir kulak kabarttığında, bahsedilen 11 Eylül biraz kafasını karıştırdı. Oysa nisan ayında değil miydi?

Sabaha birkaç kayıpla başladı ama, durum onu hayattan koparacak kadar da kötü değildi.

Ona anlamsız gelen bazı şeylere rağmen, saate baktığında zamanı yakalayabildi. Gazetesini açtığında harfleri tanıyabildi. Kapıda ayaküstü komşusuyla sohbet edebildi.

Ama iş yerine giden yolda, karşı kaldırıma geçerken yanan kırmızı ışığa anlam veremedi. Ve ancak hikayelerde rastlanabilecek bir şans eseri, sürücünün refleksiyle küçük sayılamayacak bir kazadan kurtuldu.

Keşke iş yerinde de yolculuğundaki kadar şanslı olabilseydi.

O gün sunmak için hazırladığı çalışması tam bir fiyasko oldu. Kullandığı renklerin amacını açıklayamayınca anlamını yitiren tasarımı, müşterisi tarafından çöpe gitti.

Bu durum, patronundan sağlam bir azarı da beraberinde getirdi.

Gerginlik sonrası yaşadığı birkaç önemsiz anlam kaybıyla birlikte, o günkü mesaisinin sonuna geldi.

İyi ki meslek olarak dedektif olmayı seçmemişti. Yoksa anlamları kaybettiği bu günde, başına gelenlerden çok daha fazla zarara uğrayabilirdi.

Aslında anlamları yitirmesi sadece kariyeri için değil, hayatı için de oldukça acıydı. Çünkü insan, hayatındaki tüm kararları anlamlara göre alır, tüm seçimleri anlamlara göre yapar ve yine anlamlara göre harekete geçerdi.

Geçirdiği günün kayıpları bu kadarıyla kalmadı. İş çıkışında gördüğü, elinde ekmeklerle ağlayan ve bağıran kalabalığa bir anlam veremedi.

Hatta her gün üzerinde yürüdüğü caddenin ismini, kimden ve neden aldığını bir an olsun bile düşünmeden, hızla evine doğru ilerledi.

Biz onun hakkında yazılan bu satırları okurken, o bu hikayeye konu olan kayıplarının farkında bile değildi.

Sanki hiç var olmamışlar gibi, kaybettiklerinin eksikliğini hissetmedi.

Evine vardığında, diğerlerinden farkını anlayamadığı günün yorgunluğunu, İnce Memed’e kaldığı yerden devam ederek atmak istedi. Neyse ki okuduğu kitabı hala anlayabiliyordu.

Belki bir gün buradaki satırlara da denk gelirse, bu basit günde yaşadığı kayıpların farkına varabilir. Ama korkarım ki o gün gelene kadar, yazılanları anlayabileceği dilini de kaybedebilir.

O, tüm bu olanları tek bir günde yaşadı. Benzerlerini gelecek günlerinde de yaşayacak.

Ta ki, karışacak bir aklının bile kalmayacağı ve tüm anlamları kaybedeceği zaman gelene dek. Burada bitirilmemiş olsa da, o gün geldiğinde hikayesi bitmiş olacak.

Her hikayenin bir dersi olur ya, biz de gelelim ders kısmımıza...

Tıpkı onun hayatında olduğu gibi, bizim hayatımızda da milyonlarca anlam, ya da bilimsel ismiyle gösterge bulunur. Kokular, kelimeler, renkler, diller, fotoğraflar... kısacası zihnimizde bir çağrışım yaratan ve anlam ifade eden her kavram, aslında bir göstergedir.

Bizim için taşıdıkları önem derecesine göre de hayatımızda yer alırlar. Önemsizleştiklerinde ise, puf diye ortadan kaybolmak yerine, farklı anlamlara bürünürler.

Örneğin, onun biten sevgisi, parmağındaki yüzüğü sadece bir halkaya dönüştürmüştür. Oysa sizinki, mutlu evliliğinizde aşkın sembolü olabilir.

Her gün yürüdüğü yol, onun için sadece Ahmet Sokak’ı kesen Mehmet Caddesi olabilir. Oysa siz caddenizin ismiyle, bir zamanlar sadece düşünceleri ve yarattığı anlamlardan dolayı hayatından olmuş, ünlü bir kişiyi hatırlayabilirsiniz.

O tüm anlamlarını, bu hikayeye konu olabilsin diye, bir gün içinde yitirmeye başlamıştır. Oysa siz anlamlarınızı, insan olmanın doğası gereği unutarak, daha uzun bir zaman dilimi içinde yitirebilirsiniz.

O, zamanı geldiğinde tüm anlamları tamamen kaybedecektir. Oysa siz hikayesinden ders çıkararak değerleriniz, kararlarınız ve seçimleriniz için, anlamları/göstergeleri elinizden geldiğince hatırlayarak koruyabilirsiniz.

Ve son olarak, eğer o da okuyabilseydi, hikayesine anlam veremediği için yazılanlar onu belki sıkabilirdi. Oysa siz anladıklarınızdan dolayı, hikayesine bayılmış bile olabilirsiniz...

İlgisini Çekenler için Ek Bilgi:
Gösterge Bilimi, anlamın nasıl yaratıldığını, algılandığını ve kullanıldığını inceleyen bilim dalıdır. İnsanlar göstergelerle anlam yaratır, kültür yaratır, davranış sergiler,sosyalleşir, iletişim kurar, harekete geçer... 
Ferdinand de Saussure, Charles Sanders Peirce, Roland Barthes ve pek çok isim, bu konu üzerine büyük emekler harcayarak, anlamları anlatmaya çalışmış kişilerdir. 
Eğer siz de onların anlatımıyla, göstergeleri biraz daha anlamak isterseniz, bu konu üzerine biraz araştırma ya da biraz okuma yapmanız, mutlaka tavsiye edilir.
28-12-2017