Bilmeden Kullandığımız Antibiyotikler!

Herhalde kimse hasta olmadığı halde antibiyotik ya da herhangi bir ilacı alıp kullanmak istemez.

Bu şekilde ilaç kullanmanın ne kadar zararlı olduğu bugün artık herkesçe biliniyor.

Antibiyotiklerin tedavi edici özelliği azalıyor. Artık çoğu antibiyotik insan hastalıklarına çare olmuyor ve sonuç olarak insanlar hastalıklara karşı savunmasız hale geliyor. Hastalıklar daha geç iyileşiyor, basit bir grip vakasının bile iyileşmesi haftalar alabiliyor, bağışıklık sistemi güçsüzleşiyor vb.

Artık sıkça duyar olduk bu sözleri.

Hatta yaşadığımız hastalıklarla bu durumu kendimiz de fark ediyoruz.

Bunun nedeni olarak ilk sırada yanlış antibiyotik kullanımı gösteriliyor ve antibiyotik kullanımının azaltılabilmesi için çeşitli yol ve yöntemler aranıyor.

Tarımsal ürünlerle vücudumuza giriyor

Yanlış antibiyotik kullanımı kadar, tarımsal ürünlerle hiç farkında olmadan sürekli vücudumuza giren antibiyotikler de bu zararlı etkilere yol açıyor.

Tarımsal üretimdeki yanlışlıklardan kaynaklı insan sağlığını tehdit eden uygulamalardan birisi de antibiyotik kullanımıdır.

Hayvansal üretimde hastalıklardan koruma ve tedavi amacıyla olduğu kadar yemden yararlanma ve büyümeyi artırma amacıyla da kullanılan antibiyotikler gereksiz, bilinçsiz kullanıldığında insan sağlığını tehdit ediyor.

Yediğimiz tavuk etiyle, yumurtayla, balla, içtiğimiz sütle vücudumuza antibiyotik alıyoruz.

Dünyada kullanılan antibiyotiklerin sadece %15’i insanlarda tedavi amaçlı kullanılıyor. Geriye kalan %85’lik bölümse hayvansal üretimdekullanılıyor.

Antibiyotiklerin büyümeyi artırdığı 1940’lı yıllardan beri biliniyor.

Hayvansal yemlerde büyümeyi artırma, hastalıklardan koruma amaçlı antibiyotiklerin yemlere katılma uygulamasına, 2006 yılında Avrupa Birliği ve ülkemizde çıkarılan yasalarla son verilinceye kadar ki elli yılda izin verilmiştir.

Maalesef son elli yılda bu ürünleri tükettik bundan sonra tüketmeyeceğiz de diyemiyoruz.

Çünkü bu yasaklamalara rağmen yapılan denetimlerde hayvan yemlerine bu antibiyotiklerin katılmaya devam edildiği görülmektedir.

Avrupa Birliği’nin 1999 yılında yaptığı bir araştırmada çiftlik hayvanlarında bir yılda 4700 ton antibiyotik kullanıldığı tespit edilmiştir.

ABD’de hayvansal üretimde uygulanan tüm antibiyotiklerin 1/3’ü çiftlik hayvanlarında büyüme ilerletici olarak kullanılmaktadır.

Antibiyotik uygulaması en çok yemlerle birlikte tavuk üretiminde görülmektedir.

40 günde kesime getirilmeye çalışılan tavuklar yemlerden üst düzeyde yararlanabilmeleri için yoğun bir antibiyotik baskısı altında tutulmaktadırlar.

Tüketicilerden bu yönde gelen baskılar nedeniyledir ki son yıllarda tavuk üreticisi firmalar serbest dolaşımlı, doğal yemlerle beslenen, organik tarım tekniklerine göre yetiştirilen tavuklar üretmeye başlamışlardır.

Tüketimde bu tavukların tercih edilmesi antibiyotik kalıntısına karşı bizleri koruyacak üretici firmaları daha dikkatli hareket etmeye zorlayacaktır.

Antibiyotiklerin hayvanları hastalıklardan koruma ve tedavi amaçlı kullanımı ise tamamen veteriner hekim denetiminde gerçekleşmesi gereken bir süreçtir.

Hayvanlar ve insanlar aynı antibiyotikleri kullanıyor!

Ülkemizde başlıca yaygın hayvan hastalıkları olan şap, brucella, akciğer enfeksiyonları, mide bağırsak enfeksiyonları, mastisit ve iltihaplı enfeksiyonlarda en çok amoksisilin, oksitetrasiklin etken maddeli antibiyotikler kullanılıyor.

Bu antibiyotikler insan tedavisinde de kullanılan antibiyotiklerdir.

Yani bir hayvan hastalığında da insan hastalığında da aynı etken maddeli antibiyotikler kullanılıyor.

Pek çok üretici halen hiçbir veteriner reçetesi bulunmaksızın istediği ilacı alarak hayvanlarına kullanıyor.

Bu yanlış kullanımın yarattığı risk de eklendiğinde tablo daha karamsar bir hale geliyor.

Antibiyotikten arındırılmış gıdalar tüketmeliyiz

Bu antibiyotiklerin arınma sürelerine dikkat edilmeden hayvansal ürünler pazarlamaya sunulduğunda süt, et, yumurta ve baldaki antibiyotik kalıntıları sofralarımıza ulaşmaktadır.

Kullanımı binlerce tona ulaşan bu antibiyotikler hiç hasta olmadığımız halde farkında bile olmadan çok düşük miktarlarda vücudumuza girmektedir.

Az miktarda alınan bu antibiyotik nedeniyle vücuttaki bakteriler çok hızlı bir şekilde direnç geliştirmeye, bu antibiyotiği tanımaya başlıyor.

Bu gerçek, yapılan araştırmalarda, tarımda aşırı antibiyotik kullanımı sonucu E.coli, salmonella, camplobakter gibi hastalık yapıcı bazı bakterilerin direnç geliştirmesiyle kanıtlanmıştır.

Örneğin Salmonella hastalığının 1979’da insanlarda görülme sıklığı %0,6 iken bu rakam 1996’da %34’e çıkmıştır.

Sonuç olarak gerçekten hasta olunduğunda ve tedavi için antibiyotik kullanıldığında vücuttaki bakteriler bu antibiyotiğe dirençli olduğundan sorun çözülmüyor.

Bunun içindir ki Dünya Sağlık Örgütü antibiyotiklerin tarımda kullanılmasının kısıtlanması için çağrılarda bulunmaktadır.

21. yüzyılda insan sağlığını tehdit edecek en önemli unsurlardan biri olarak gösterilen antibiyotiklere karşı direnç sorunu, yediğimiz içtiğimiz gıdalardan ayrı düşünülemez.

Ticari kar hırsı, bilinçsiz kullanım, denetim yetersizliği gibi nedenlerle sofralarımıza taşınan antibiyotiklerin kullanımının daha sıkı yasal tedbirlerle sınırlandırılması gereklidir. 

28-12-2017