Erteleme Alışkanlığı II

Dilek Türkoğlu


Diğer Yazıları

Geçen hafta erteleme alışkanlığının sebeplerinden biri olan aşırı mükemmeliyetçilikten bahsetmiştim. Bu hafta bir diğer yaygın sebebi olan organizasyon becerisinin düşük olmasından bahsedeceğim. Bu becerinin düşük olmasının da bazı nedenleri olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bu sebeplerden bazılarıdır.


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu eskiden çocukluk yaş grubuna ait bir hastalık gibi değerlendirilmekteydi. Bunun nedeni çocukluktaki aşırı hareketli olma halinin yaşla birlikte kendiliğinden azalmasıydı. Bu durum hastalığın, düzeldiğinin sanılmasına sebep olurdu. Oysa dışarıdan görülen kısım azalsa bile bu kişiler, organize olabilme ve zamanı değerlendirebilme konusunda zorlanmaya devam ederler. Bu tür bir rahatsızlığı olmayan kişilere göre zihinleri daha karışık olur ve neyin ne kadar zaman alacağını hesaplamakta  güçlük çekerler.

Yetiştirememe olasılığı karşısındaki ödeyecekleri bedelleri yeterince fark edemezler ya da etseler bile gerçekçi olarak hissedebilme becerileri daha düşük olur ve sanki bedel ödemeyecekmiş gibi hissederler. Bilmek ve hissetmek birbirinden farklı olduğu için, bu kişiler istek bedel dengesini kuramazlar. Sanki daha yetiştirecek zamanları varmış gibi hissederler. O işin yapılması için gerekli olan zamanı çok daha kısa, önündeki zaman çok daha uzunmuş gibi hissederler. O zaman dilimi içerisinde de dikkatlerini daha fazla çekecek şeylerle oyalanabilirler veya yapmaktan daha fazla zevk alacakları şeylere takılıp kalabilirler.

Bütün bunların sonucunda yetiştiremeyince de stresle baş edebilmede zorluk çektikleri için, son ana kadar uğraşıp ne üretebilirlerse onu yapmak yerine kaçmanın bir yolunu bulmaya çalışırlar ve bütün enerjilerini kaçınmak için bir yol bulmaya harcarlar. Bu sırada genellikle dışarıdan değerlendirildiği gibi “umursamıyor” değildirler aslında. Şimdilik kaçınırlarsa çok daha iyi iş çıkaracaklarına kendilerini o kadar iyi ikna ederler ki, buna bütün içtenlikleriyle inanırlar. Oysa bu, durumu akla uydurmaktan başka bir şey değildir. Kişi kendi bulduğu bahanelere gerçekten inanır hem de hayatı boyunca defalarca.

Bu tür bir durum içindeyseniz,  içinizden hiç gelmese de “şimdi olmuyorsa sonra da olması için bir sebep yok” diyerek kendinizi zorlayın.Size destek olacak, güvenebileceğiniz  birisine yapacağınız iş ile ilgili programınızı vermeniz de faydalı olacaktır. Örneğin; şu işin şu kısmını, şu güne kadar yapacağım gibi. Aklınıza caymanız ve ertelemeniz için binlerce, birbirinden daha mantıklı sebepler gelecektir. Sebepler ne kadar mantıklı olursa olsun alışkanlığınızı değiştirme aşamasında, kendinizi kandırmalarınız durdurmaya çalışın. Çünkü alışkanlıklar tıpkı el yazımız gibi değişmeye direnirler. Bütün bunlar olurken hiç kimse, sizi sizden daha iyi kandıramaz. Tüm süreç boyunca, alışkanlığınız tamamen değişinceye kadar, bu konuda son derece başarılı olan yakınlarınızdan ya da profesyonel kişilerden yardım almaktan çekinmeyin.

Bir yanınız işi ertelemek için can atsa da, işi bitirdiğinizde ne kadar rahatlayacağınızı hayal edin. İşe başlarken her zaman küçük bir kısmını hedefleyin ve bitirdikten sonra bu kısmın değersizleştirmenize izin vermeyin, onun yerine tekrar tekrar rahatlama ve hafifleme duygusunun hayalini kurun. Örneğin; bir kâğıt üzerinde o işi bitirdiğinizi ve üzerini çizdiğinizi hayal etmek ya da işinizin biraz daha hafiflemiş olduğunu düşünmek gibi imgeler, işi bitirmek için motivasyonunuzu arttıracaktır. Sonuçları almaya başladıkça da hayatınız hiç beklemediğiniz kadar kolaylaşacaktır.

Ertelenmemiş işler ve ertelenmemiş bir yaşam dileğiyle.

28-12-2017