Evlilik İçinde Şiddet

Dilek Türkoğlu


Diğer Yazıları

Geçen haftalarda boşanma  hakkında yazmıştım. Bu hafta evlilik içi şiddet ile devam edeceğiz.

Evlilik içi şiddet olaylarının tümü ne yazık ki istatistiklere yansımaz.İstatistiklere yansıyan rakamlar, buz dağının yalnızca görünen yüzüdür.Erkekler tarafından, kadınlara uygulanan şiddet hem istatistiklere yansıyandan daha fazla hem de bilinenden daha travmatiktir. Çok nadir de olsa kadının erkeğe karşı uyguladığı şiddet de olabilmektedir.Evlilik içindeki şiddet çoğu zaman görmezden gelinir. Hatta halk arasında “kocası değil mi, döver de sever de” gibi sözlerle meşrulaştırılır.Kadının çaresizliği, toplumun meşrulaştırması ile iyice beslenir. Toplum tarafından şiddetin desteklenmesi bazen öyle boyutlara ulaşır ki; şiddeti yapan koca değil karakola gidip şikâyet eden kadın yargılanır, suçlanır.

Genellikle bu çeşit  toplum baskısı, kendisi de şiddete maruz kalmış başka kadınlar tarafından hatta bazen kızın ailesi tarafından  yapılır.

Bu tür baskılarda ekonomik (kızımıza destek olursak ona ve çocuklarına kim bakacak) ve toplumsal (konu komşu ne der?) kaygılar da etkili olmaktadır.

Çoğu zaman kadın, sahiplenilmeyeceğini bildiği için kaderine razı olur.

Öyle bir ailede büyüyen çocuklar da güçlü olanın güçsüz olana şiddet uygulamasını doğal karşılayan bireyler olarak yetişir.

Hatta şiddet, güçlü olma ile eşleştirilir ve yeni büyümekte olan çocukların da doğru-yanlış gibi değerlendirmelerini bozar.

Şiddet bir topluluk içinde ne kadar yaygınsa meşrulaştırılma oranı da o kadar yükselir. Oran yükseldikçe o grubun normu haline gelir, doğallaşır ve  mürekkep lekesi gibi yayılır, yaygınlaşır.

O ortamda büyüyen çocukları da şiddete yatkın hale getirir.

Şiddetin derecesi hakkında yorumlar yapılması bile şiddetin belli oranlarda uygulanabileceği anlamına gelmesine neden olur.

Kadın dövülebilir ama öldüresiye dövülmemeli gibi tuhaf söylemler doğal karşılanmaya başlar. Mahkemede “her zamanki gibi dövmüştüm, bu sefer öldü” diyen kocalar bu çarpık sistemin içinden yetişir.

Bir ülkede aile içi şiddet varsa, bu aslında sadece aile içinde değil bütün toplumun içindedir.

Meşru görülecek, örtbas edilecek bir şey değildir. O yüzden aile içi şiddeti görmezden gelen, hatta meşrulaştıran yaklaşımlarda bulunan herkesin, toplumdaki bütün şiddette payı vardır.

Evlilik, çeşitli nedenlerle şiddete rağmen devam etmek durumunda kaldığında, bu durum çoğu zaman çocuklarda izler bırakır.

Kadın tek başına şiddetle mücadele edemez.

Toplum olarak, devlet olarak, her birimizin bu konuda sorumluluğu vardır.

Aile içi şiddetin geçmişte kalması dileğimle…

 

28-12-2017