Miras Ne Olmalı?

Dilek Türkoğlu


Diğer Yazıları

Son yıllarda gittikçe artan “Bencillik, akıllılıktır.” şeklinde  bir yaklaşım var. Başkalarını kandırarak para kazanmak, haksızlık yapmak pahasına kendine daha fazla kar kazandıracak kararların alınmasını sağlamak, başkalarının haklarını hatta geleceğini çalarak kendi çıkarlarının peşinden koşmak, üstelik bunun için vicdan  azabı çekmek yerine kendi akıllılığıyla gurur duymak moda oldu.

Kazanmak için her yol mübahtır yaklaşımı ile batmakta olan geminin filikalarını çalıp satmaktan çekinmeyen hatta bunu yaptığı için kendiyle övünen bir anlayışı teşvik eden bir algı gelişti. Giderek üreten yerine tüketen, ne kadar çok ve pahalı şeyler tüketirse o kadar değerli olduğunu zanneden bir anlayış yerleşiyor.

Sadece kendini değil   diğer insanları ve insanlığın geleceğini düşünmek enayilik olarak tanımlanmaya başlandı. Bunun sonucu olarak da önemli olan olmak değil sahip olmak şeklindeki bu hatalı yaklaşım, yabani otlar gibi hızla çoğaldı.

Peki, gerçekten önemli olan sahip olmak mı?

Daha çok paraya, güce sahip olan insanlar daha mı mutlu yaşıyorlar? Hayattan daha mı fazla zevk alıyorlar? En önemlisi de daha mı anlamlı hayatlar yaşıyorlar?
Yapılan çalışmalar, bunun tam tersini gösteriyor. Ne para ne şöhret ne de güç, bizim sağlıklı ve doyum veren bir hayat yaşamamızı sağlayamıyor. Bunların her birine, insanca ve başkalarına muhtaç olmadan yaşamaya yetecek kadar ihtiyaç var. Bu ihtiyacın üzerine çıkıldığında daha fazla bir getirisi olmuyor. Onun yerine yakın ilişkiler kurmak, ihtiyacımız olduğunda içtenlikle yardımımıza koşacak birilerinin olması ve aynı zamanda bizim karşılıksız olarak birilerine yardım edebilmemiz daha sağlıklı ve doyum veren bir hayat yaşamamızı sağlıyor.



İnsanlığın var oluşundan beri güç sahibi olmak, Lidyalılardan beri de para sahibi olmak, bizim hayattaki en büyük çeldiricilerimizden biri olmuştur. Para ihtiyaçlarımızı satın alır ama ihtiyacımızdan fazla olduğunda ise kaybettirmeye başlar.  Eğer çok fazla paranız varsa güven duygunuz sürekli sınanmak zorunda kalır. Daha da çok paranız varsa siz de artık duygularınızdan emin olamazsınız. Yanınızda olan hayatınızda olan insanların, içten olup olmadıklarından emin olamamaya başlarsınız. Öyle ki; evladın babaya, babanın evladına güveninin sınandığı zamanlar olabilir. Bu nedenledir ki;  her  şey artısı ve eksisi ile gelir. Yeterli para ile sahici ihtiyaçlarımızı karşılarken fazla para ile kaybetmeye başlayabiliriz. Ve kayıplar  bizim için en kıymetli alanlarda olur. Çünkü satın alınabilen hiçbir şey hayatımıza anlam katacak güçte değildir. Satın alınamayacak olan şeyler ise içten ve samimidir.

O yüzden fazla para istemek yerine; ülkemiz için milletimiz için hatta henüz doğmamış olan gelecek nesillerimiz için onurları ile yaşayacakları, hayatlarını anlamlı kılacakları bir ülke ve yaşam anlayışını miras olarak bırakmayı istemeliyiz.

Daha fazlasını isterken ödeyeceğimiz bedelin farkında olduğumuz ve anlamlı bir hayat anlamlı bir gelecek kurabildiğimiz günler dileğimle…

28-12-2017