Toplumun Temel Bilimlere İhtiyacı

O çok bilindik “Sanat Sanat için midir yoksa sanat toplum için midir?” sorusunun bilim için de söz konusu edildiği bir çağda yaşıyoruz. Eskinin bilimi bilim için yapan ve bilimsel merakının motivasyonuyla günlerce heyecanla ve çoğu zaman da tek başına gecelerce çalışan bilim insanlarına şimdilerde pek rastlanmıyor gibi.

Bilim insanları kadar bilim insanlarının yer aldığı üniversiteler de değişiyor. Bilimi bilim için yapan, içine kapanık ve toplumla bütünleşemeyen üniversiteler günümüzde acımasızca eleştiriliyor. Bu üniversitelerin yerini bilimi toplum için yapmayı hedefleyen, yani toplumla ve sanayiyle iç içe geçmiş hatta kimi zaman profesyonellerce şirket gibi yönetilen üniversiteler alıyor.

Ülkemiz de bu trendin hiç dışında değil: Artık üniversitelerimiz girişimcilik endeksleriyle değerlendiriliyor. Öğretim elemanları ve yeni mezunlar şirket kurmaya ve böylece topluma bir artı değer üretmeye teşvik ediliyor.

Peki bu gelişmeler bilim için gerçekten kötü müdür? Bilim, teknolojinin gelişmesine katkıda bulunuyorsa bu çok mu fena bir şeydir?

Tabii ki hayır! Teknoloji geliştirmek hayatımızı kolaylaştıran ve hayatımıza renk eden yenilikçi ürünlere imza atmak demektir. Sağlık teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde ömürlerimiz uzamakta ve yaşam kalitemiz artmaktadır. Bilişim teknolojilerindeki gelişmelerle adeta dünyamız küçük bir köy haline gelecek şekilde haberleşme olanaklarımız artmıştır. Kuşkusuz teknolojinin sayısız faydaları vardır ve teknoloji geliştirebilen bir toplum hiç şüphe yoktur ki güçlü ve bağımsız olma yolunda önemli bir adım atmış demektir.

Peki sadece bize “doğrudan fayda” sağlayan ve teknolojik yeniliklere imza atmamıza olanak verecek uygulamalı bilimlerle uğraşmak sorunlarımızı çözer mi? Gelişmiş olmak sadece yüksek teknoloji ürünlerini tasarlayabilmekten mi geçer? Gerçekten bir toplumu “gelişmiş” yapan şey sadece bu mudur?

Temel bilimler olarak adlandırılan Fizik, Kimya, Biyoloji, Astronomi ve Jeoloji gibi bilim dalları bu yeni dünyada artık o kadar önemli değil midir? Ya da daha da kritik soru şudur: Temel bilimler sadece tıp ve mühendislik gibi uygulamalı bilimlere faydalı olabilecek o bilimlerin gelişmesine yarayacak bir rol mü oynamaya başlamışlardır?

Son yıllarda ülkemizdeki üniversitelerde temel bilim bölümlerinin kontenjanlarını dolduramamaya başlaması hatta pek çoğunun hiç öğrenci alamaz durumda olması çok acıdır. Eğer böyle giderse ülkemizde kaliteli temel bilim yapabilecek kaliteli bilim insanı adayları bulmak daha da zor hale gelecektir.

Ülkemizde temel bilim olmazsa ne kaybederiz? Ya da şöyle soralım: Temel bilim toplumu nasıl “zenginleştirir” ve“medenileştirir”? Bence bu sorunun başlıca iki cevabı vardır:

Birinci cevap, temel bilimlerin uygulamalı bilimlerin geliştirilebilmesi için temel altyapı sağladığıdır. Uydu teknolojilerinden malzeme mühendisliğine kadar pek çok dalın temelinde fizik vardır. Benzer biçimde kimya ve biyoloji bilmeden yeni ilaçlar geliştirmek ya da çevreyi nasıl tahrip ettiğimizi anlamak mümkün olamaz.

İyi bir uygulamalı bilimcinin temel bilimlerin nasıl işlediğini iyi bilmesi, karşısına çıkabilecek problemlere en uygun analitik yaklaşımı üretebilmesi için elzemdir. Güçlü bir temel bilim nosyonuna sahip uygulamalı bilimcilerin, yenilikçilik liginde üstlerde yer alabilmesi daha olasıdır.

Bu sebeple uygulamalı bilim eğitim müfredatlarında mutlaka önemli miktarda temel bilim dersi yer alır. Ayrıca temel bilim eğitimi programları olmayan üniversitelerde bile önemli sayıda temel bilimci akademisyen bulunur. Bu akademisyenler uygulamalı bilim programlarındaki temel bilim derslerini vermekle kalmazlar aynı zamanda uygulamalı bilim çalışan akademisyenlerle de ortak çalışmalar sürdürürler. Temel ve uygulamalı bilimciler arasındaki sinerji bilimsel üretimin kalitesini arttıran faydalı bir atmosfere olanak sağlar.

Sorunun ikinci cevabıysa temel bilimin “toplumu zenginleştirmesiyle” ilişkisidir. Temel bilimin faydalı olması sadece uygulamalı bilime ve teknolojiye katkı sağlama potansiyelinin olup olmamasına bağlı değildir.

Temel bilimler, takdir edebilecek kadar anlayanları için sanat gibi güzel, ilham verici ve ufuk açıcıdır. Temel bilim, bir anlamda doğa denilen şiirin güzelliğini ve heybetini anlama çabasıdır aslında. Günümüzde her ne kadar erozyona uğramış olsa da, merak temel bilimler için hala en önemli motivasyon kaynağıdır.

Bilimsel merak heyecan vericidir ve hayata hiç şüphesiz anlam katar. Bunun yanı sıra temel bilimin topluma benimsetilmesiyle bireylerin içselleştireceği bilimsel düşünce tarzıysa hiç şüphe yok ki çok önemli bir hayat kılavuzudur.

Umarım ülkemizde temel bilimler ve temel bilim alanında çalışanlar hak ettiği yere ve öneme ilerleyen yıllarda sahip olabilir. Bu yolda, temel bilimcilerin toplumu bilinçlendirme ödevlerine daha da önem vermelerinin yanı sıra, iğneyi kendilerine batırıp temel bilim eğitimindeki eksiklikleri ve temel bilim mezunu öğrencilerin istihdam sorunlarını masaya yatırarak çözüm önerileri üzerinde çalışmaları çok önemlidir.

 




28-12-2017