Yeni Başlayanlar İçin Siyaset

Önce her şey bir toz bulutuymuş.

Sonra dünya oluşmuş ve ardında yaşamı getirmiş.

Kendi halinde sessiz sedasız dönerken, üzerindeki canlıların biri gelir biri gidermiş...

Günlerden bir gün, dinozorların yok oluşunu fırsat bilen insanlar, mağaralarından çıkıp dünya üzerine yayılmaya başlamışlar.

Ama bakmışlar ki, dinozorlardan kurtulmuş olmaları, huzur içinde yaşayabilmeleri için yeterli değil. Bu sefer de farklı hayvanların korkusuyla yaşar olmuşlar.

İşin içine yalnızlık da girdiğinde, kabile halinde yaşamanın ve savunma teknikleri geliştirmenin vakti geldiğine karar vermişler.

O kuytu senin bu köşe benim diye kaçışıp, o av senin bu su benim diye kapışırken, kendileri gibi insanların varlığından haberdar olmuşlar.Ve birbirleriyle savaşmaya başladıklarında, anlamışlar ki, insan ırkı hayvanlardan bile acımasız.

Bunun üzerine diğerlerinden de korunma gereği hissetmişler.

Hem korunabilecekleri hem de yaşam kaynakları bulabilecekleri topraklara yerleşerek, kendi sınırlarını çizmeye başlamışlar.

Birbirlerine ve topraklarına bağlanarak ona isimler vermiş, ülkeler kurmuş ve sayıca çoğalır olmuşlar.

Ancak düzen ve huzur için, ne birliktelik ne de sınırlar çözüm olabilmiş.

Zaman dünyayı ve koşulları değiştirdikçe insanlar da değişir olmuş. Korku ve tehdit karşısında birleştikleri günleri unutup, bu sefer de birbirlerine düşer olmuşlar.

Düzen ihtiyacıyla birlikte, kabile liderlerinin yerini krallar, geleneklerin yerini kurallar almaya başlamış.

Ama yine iş bununla da bitmemiş. İhtiyaçların sonu gelmemiş. Kazandıkça ve geliştikçe beklentileri artar olmuş.

İnsanlar yaşamak isterken, kimi krallar onları savaşa sürüklemiş.

İnsanlar emek harcarken, kimi soylular haklarını yemiş.

İnsanlar ortak iyiliği beklerken, tiranlar kellelerini istemiş.

İnsanlar düzen isterken, iktidarlar birbirine girmiş.

Siyasal Düzenler

MONARŞİ

-Tek kişinin iktidarıdır.
-Tiranlıkla benzerlik taşır. Monarşide ortak iyilik amaçlanırken, tiranlıkta kişisel çıkarlara yönelik, baskıcı bir yönetim hakimdir. Tiran iktidarını şiddete başvurarak sürdürür. 
-Monarşinin bazı çeşitlerinde monark, iktidarını Tanrı ya da statü sahibi bir grupla paylaşabilir.
-Monarşi tek kişinin yönetimi olsa da topluma hizmeti amaçlar.

 OLİGARŞİ

- Azınlığın iktidarıdır.
- Aristokrasi ile benzerlik taşır. Aristokraside bu azınlık soylulardan oluşurken, oligarşide rütbe, toprak ya da konum sahiplerinden oluşabilir.
- Halkın yönetimde söz sahibi olabilecek kapasitesi olmadığı düşünülerek, azınlık tarafından yönetilir.
- Eleştirilen yanlarından biri azınlık arasında yaşanabilecek çekişmelerin tiranlığa neden olabilmesi. Diğeri yanı ise azınlık zenginleşirken halkın fakirleşmesi.

DEMOKRASİ

- Çoğunluğun, daha genel bir ifadeyle halkın yönetimidir.
- İktidar halka aittir. Halk çoğunluğun iradesine uyarak kendi kendini yönetir.
-Yöneticiler kura ile seçilirler.
- Seçilenler, halka her konuda hesap vermek zorundadır.
- Özgürlük daha yaygındır.
- Demokrasiye yöneltilen olumsuz eleştirilerden biri, tam özgürlük düzeni olduğundan çekişme ve anarşiye neden olabilmesidir. Çıkan anarşiye son veren kişi de tiranlığı getirebilir.


Kötü zamanlar olduğu gibi iyi günler de görmüşler ama, artık zamanın değil aklın değişim vakti geldi demişler. 

Dillerindeki kavramlar gibi topluluk düzenleri de değişir olmuş.

Bir arada huzurla yaşayabilmek için neyin düzen getireceğine kafa yorup durmuşlar.

Düşünüyorsak varız demiş, yorulan kafalarıyla daha fazla ses çıkarmaya başlamışlar. Bu düşünceler ve sebeplerle bir de sonuca varmışlar.

Bizim için en iyisine, artık kendimiz karar verebiliriz diye düşünmüşler.

Hepimiz birbirimizden farklı düşünsek de ortak bir ses bulabilir, bir koyun gibi güdülmeden tamamen özgür olabiliriz demişler.

Böylece yeni bir düzen kurup adını da “Demokrasi” koymuşlar.

Artık mutlu sona ermişler mi derseniz, aslında yepyeni bir döneme girmişler.

Hepimizin sesi olsun demişler ama, her kafada ayrı bir ses olduğunu unutmuşlar.

Özgür olalım demişler ama, nasıl olacağını düşünür olmuşlar.

Egemenliğin Kullanılması Bakımından Demokrasi Modelleri

DOĞRUDAN DEMOKRASİ

Aracısız halk egemenliğidir. Devletin alacağı kararları bile halk verir. İdeal bir modeldir. Ancak, nüfusun artışıyla oluşabilecek fikir ayrılıkları, bu ideal yapıyı bozabilir. 

TEMSİLİ DEMOKRASİ

Halka ait olan egemenliğin halkın seçtiği
temsilciler aracılığı ile kullanılmasıdır. Seçim temel
araçtır.

YARI DOĞRUDAN DEMOKRASİ

Diğer iki demokrasi modelinin bir karışımıdır. 
Egemenlik halk ve temsilciler arasında paylaşılmıştır.

İktidarı biz seçeriz demişler ama, neyi seçeceklerini şaşırmışlar.

Kendimiz için en iyisini biliriz demişler ama , iyinin ne olduğunu bulamamışlar.

Kralları, soyluları yollamışlar ama, bu sefer de başlarına devleti oturtmuşlar.

Sonsuz özgürlüğü isterken, birbirlerinin özgürlüğüne karışır olmuşlar.

Demokrasinin adını koymuşlar koymasına da, hepsi aynı anda düzeni ve huzuru bir türlü yaşayamamışlar.

Ve görmüşler ki, zaman sayılarını artırdıkça, özgürlük düşünceleri farklılaştırdıkça ve doğru bilinenler değiştikçe, ortalık daha da karışır olmuş.

Her şey başladığı gündeki gibi dev bir toz bulutuna dönüşmüş.

O gün bu gündür de özgürlük beklentilerini bir kenara bırakıp, kötünün iyisi bir sistemde, kötülerden iyisini seçerek yollarına devam etmeye çalışmışlar.

Dünya döndükçe bu olayların sonu gelmez ama, doğru seçimleri yaptıklarında, belki herkes için hikayenin yönü değişir...

Kaynaklar:

Siyasal Düzenlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Birkaç Tarihsel Örnek ve Tartışma - Doç. Dr. Cem EROĞUL

Demokrasi Türleri ve Müzakereci Demokrasi Kavramı - Prof. Dr. Hasan TUNÇ

 

28-12-2017