Ahlâkın ve Dinin İki Kaynağı
Ahlâkın ve Dinin İki Kaynağı
Yayın Evi Doğu Batı (2004)
Yazar Henri Bergson
Çeviren :M. Mukadder Yakupoğlu
Kitap Dili Türkçe
ISBN 975-8717-07-3
Özellikleri 14 x21 ;286 sayfa
Kitap Durumu İkinci el, çok temiz
Birim Fiyat

5.00 TL

Stokta

Birim: Adet

Ürün Açıklaması

Ünlü Fransız filozof Henri Bergson’un düşünce tarihinde özgün bir yeri vardır. Bergson’a göre, gerçekten varolan şey madde, cansız varlık değildir: gerçeklik süredir ve bunu yalnızca sezgi kavrayabilir. Zaman bir birikimdir. Gelecek hiçbir zaman geçmişin aynısı olamaz. Zira her adımda yeni bir tecrübe ortaya çıkar. Bergson, bilinçli bir varlık için varolmanın değişmek olduğunu kabul eder, çünkü değişmek olgunlaşmak demektir: olgunlaşmak ise, sonsuzca kendi kendini yaratmak demektir. Bu, yalnızca bilinçli insan varlığı için değil, fakat bütün gerçeklik için böyledir. Bergson gelişmeyi, ancak süre olarak anladığımız takdirde her şeyi beraklığa kavuşturabileceğimizi söyler.
Bergson’un Ahlâkın ve Dinin İki Kaynağı’nda temel yaklaşımı durağan ile devingen arasında kurduğu temel karşıtlıktır. Bu karşıtlıklardan birinin kökleri zihindedir ve bilime, onun durağan, mekanik ülkelerine ulaşır, diğeri sezgiye dayalıdır: varlığını filozofların, sanatçıların ve büyük mistiklerin yaratıcı atılımında bulur:
“Azizlerin niçin taklitleri vardır ve iyiliğin büyük insanları neden arkalarından yığınları sürüklemişlerdir? Hiçbir şey istemiyorlar ve buna rağmen elde ediyorlar. Çağırmak zorunda değillerdir: yalnızca varolurlar: varoluşları bir çağrıdır. Çünkü bu başka ahlâkın özelliği tam da budur. Doğal ödev baskı veya zorlamayken, tam ve mükemmel ahlâkta bir çağrı vardır.”
“Ruh, onu sürükleyen akımla derinden sarsılmış olarak, türün ve bireyin birbirlerini dairesel olarak koşullandırmasını isteyen yasadan bir an için kurtularak, kendi üzerinde dönmekten vazgeçer. Sanki onu çağıran bir sesi dinliyormuş gibi durur. Daha sonra kendini ileriye doğru bırakır. Onu hareket ettiren gücü doğrudan algılayamaz ama simgesel bir görmeyle onun tanımlanamaz varlığını hisseder veya keşfeder. Sonra büyük bir neşe içinde eridiği bir esrime hâli veya kendinden geçiş hâli gelir...”

(Arka Kapak)